Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

NICCOLÒ AMMANITI - ANNA

Resim
Ölümcül bir virüs konusu bu aralar çokça işleniyor, dünyayı parmağında oynatan küresel güçlerin bunu deneyeceklerini de düşünüyorum ama sanırım ucu kendilerine dokunur diye korkuyorlar veya medeniyetin çökmesini göze alamıyorlar...
Bu hikayede de 14 yaşından büyük herkes ölmüş, bu yaşı dolduranlar da ölmeye devam ediyor... Anna ve kardeşi Astor kırsaldaki evlerinde yalnız kalmışlar, Anna hem kendine hem de kardeşine bakmak zorunda... anneleri ölmeden çocukları için bir deftere yapılması gerekenler/önemli şeyler listesi yapmış, bir çeşit hayatta kalma kılavuzu... Anna içinde yazanları ezberlemiş durumda ama zaman ilerledikçe orada yazılanlar sorunları çözmüyor... Anna kardeşini dışarıdaki vahşi ortamdan korumak için evde bırakıp yiyecek aramaya çıkıyor ve dışarıda onlardan başka kimse olmadığını söylüyor... günün birinde Anna evde yokken diğer çocuk çeteleri gelip Astor'u buluyorlar ve Astor başka çocukları görünce o kadar şaşırıyor ki onların peşine takılıp gidiyor... eve gelip kar…

YUVAL NOAH HARARI - HAYVANLARDAN TANRILARA SAPIENS

Resim
Yuval Noah Harari, 1976 yılında İsrail'de doğdu. Üniversite mezuniyetinden sonra 2002 yılında Oxford'da tarih doktorasını tamamlayan Harari, şu anda Kudüs Hebrew Üniversitesi Tarih Bölümü'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Harari Dünya Tarihi, Ortaçağ Tarihi ve Askeri Tarih konularında uzmanlaşmıştır. Güncel araştırması makro-tarihsel sorular üzerinde yoğunlaşmaktadır: Tarih ve biyoloji arasındaki ilişki nedir? Homo sapiens ve diğer hayvanlar arasındaki temel fark nedir? Tarihte adalet var mı? Tarihin bir yönü var mı? Tarih ilerledikçe insanlar mutlu oldu mu? Bazı çalışmaları kitap olarak yayımlanan Harari'nin ülkemizde de gündeme gelmesini sağlayan Homo Deus: Yarının Kısa Tarihi ve Sapiens: Hayvanlardan Tanrılara isimli kitaplarıdır. Yukarıda özgeçmişini gördüğünüz yazarın bu iki kitabı hem dünyada hem de ülkemizde çok fazla okunuyor... bu tip konuları sevmeme karşın kitabın popülerliği uzak durmama sebep olmuştu ta ki oğlum, çok iyi mutlaka oku diyene kadar.…

ERLEND LOE - naif. süper

Resim
İki sene önce yazardan Doppler romanını okumuş ve çok sevmiştim, yeni kitabı da görünce hemen atladım... bu roman 1996 yılında yazılmış, 25 yaşında bir gencin mastırını yaparken kafasının karışıp, okulu bırakması ve ben ne yapıyorum, hayatın anlamı ne, insanlar ne yapıyorlar, zaman nedir şeklinde bir sürü soruyla baş etme çabasını anlatıyor ''Hepimizin zor zamanları oluyor. Anlamsızlığın üzerimize çöktüğü, bizim her şeyi hor görüp alaycılık batağına saplandığımız günler. Sevgiye ve işlerin daha iyiye gideceğine inanmaktan vazgeçtiğimiz anlar. (syf:181)'' diye devam ediyor...
Çok basit ve temel cümlelerle yazılmış, biraz çocuk kitabını andırıyor, çok kolay okunuyor, bazı sayfaları lüzumsuz... yazardan ilk bu kitabı okusaydım fazlasıyla hayal kırıklığına uğrardım, Doppler'in hatırına çok söylenmedim ama okunmasa da olur...
Yazar: Erlend Loe
Çevirmen: Dilek Başak Sayfa Sayısı: 207 Basım Yılı: 2018 Yayınevi: Siren
Ülkemizde Doppler romanıyla tanınan ve Norveç’in en çok okuna…

ARUNDHATİ ROY - KÜÇÜK ŞEYLERİN TANRISI

Resim
Bu romanı epeydir biliyorum ama nasılsa bir gün okurum diye diye öylece kalmıştı, sonrasında yazarın uzun aradan sonra ikinci romanı (Mutlak Mutluluk Bakanlığı) çıktı ve bu ikinci kitap daha çok ilgimi çekti... fakat ilk kitap dururken ikinciden başlamak anlamsız geldi ve sırasıyla okuyayım dedim... sorun şu ki; yanlış bir karar olmuş, direkt ikinci romanı okusam ne hissederdim bilemiyorum ama bunu hiç sevmedim, dolayısıyla diğeri de kalıyor...
Bu ödüllü bir kitap ve çok seveni var, başlamadan beğeneceğim bir kitap olduğunu düşünüyordum ama yaklaşık 5-6 gündür okumaya çalışıyorum, zor bela 122. sayfaya kadar geldim ama ne konunun içine girebildim, ne doğru düzgün bir şey anladım, ne de hoşlandım... hatta İlknur Özdemir, sevdiğim yetkin bir çevirmen olduğu halde çeviriden bile memnun kalmadım... daha kitap okuma şevkiyle dolduğum bir zamanda okusam en azından kitabı bitirirdim ama şimdi öyle hissetmiyorum... ilk birkaç sayfada bana uymadığını anladıysam da belki sonrasında alışırım, be…

RACHEL JOYCE - Zamanın Durduğu Gün

Resim
CNR Kitap Fuarında istediğim kitapları bulamayınca %50 indirimliler arasından bu romanı seçtim ve nasıl çıkacağını hiç bilmiyordum... diğer bir nokta da eğlenceli bir konusu var gibi gelmişti ve neşeli bir şeyler okumak istiyordum... sonuç ise şöyle; çok iyi bir romanmış beklentimi fazlasıyla aştı ama eğlenceli değilmiş aksine çok hüzünlü ve insanın içini acıtan bir konusu var...
Ayrıca yeni bir şey de öğrendim hakikaten 1972 yılından bu yana her 2 yılda bir, saatlere 1 saniye ilave ediliyormuş (1 Ocak'ta dünya genelinde aynı anda saatlere ekstra 1 saniye eklenecek. 00:59:59'u normalde olduğu gibi 1:00:00 değil 00:59:60 takip edecek ve 1:00:00 bunun ardından gelecek. Dünya 24 saatte bir kendi ekseni etrafında dönüyor. Ancak çok detaylı gözlemlenince dönüş için biraz daha uzun zaman gerektiği görülüyor. Dünya genelinde zamanı belirleyen atom saatleri Dünya'nın dönüşüyle oluşan gece gündüz ritmine paralel ilerleyebilsin ve herhangi bir anda arada fark kalmasın diye, gerektiği…

ASİYA CEBBAR - GÖLGE SULTAN

Resim
1936'da Cezayir'de doğan ve asıl adı Fatima Zühre İmalayene olan yazar, 2009 yılında Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterildi. 2005 yılında Fransız Edebiyat Akademisi'ne (Académie Française) seçilen ilk Arap kadın yazar idi. Kadın haklarının önde gelen savunucularından biri olan Cebbar, "kadınların avukatı" sıfatını da taşıyordu. 1957'de yayınlanan ilk romanı "La Soif" (Susuzluk) ile edebiyat dünyasına adım atan Cebbar, bu romanıyla L'algerienne edebiyat dergisinden ilk ödülünü aldı. Cezayir Üniversitesi'nde Fransızca bölüm başkanlığı yapan Cebbar, aynı üniversitede tarih dersleri de verdi. "Baba Evinde Bana Yer Yok" isimli romanı Türkçe'de de yayınlanan Cebbar'ın, Fransızca yazdığı eserleri çok sayıda dile çevrildi. Asiya Cebbar 2015 yılında hayatını kaybetti.

Bu romanı yukarıda özgeçmişini gördüğünüz yazarı için seçtim ve kadın hakları savunucusu bir kadın yazardan okuduğum için çok memnunum... roman sırayla Esma'nı…

STEFAN ZWEIG - İNSANLIĞIN YILDIZININ PARLADIĞI ANLAR

Resim
S. Zweig'den ağırlıkla kurgudışı eserler okuyorum bu kitap da onlardan biri, içinde ondört deneme var ve önemli tarihsel olaylardaki tek bir ânı anlatıyor ''Tarihte de, sanatın her türünde ve günlük yaşamda olduğu gibi çok görkemli ve unutulmaz anlara ender rastlanır. (......) Başka zamanlarda kendi halinde, peş peşe ve yan yana gelişen olaylar, her şeyi belirleyen ve her şeye karar veren o bir tek anlık zaman dilimi içine sıkışıverir: Tek bir evet, tek bir hayır, bir anlık erken davranma ya da bir anlık geç harekete geçme, bu ânı, yüzlerce kuşakta geçse, asla geri getiremez ve bu yitirilen an, bireyin ve ulusların yaşamını ve hatta bütün bir insanlığın yazgısını belirler. (syf:11-12 önsöz)'' Denemelerin çoğu yukarıdaki açıklamaya uyuyor ama bazıları bu kitapta neden yer alıyor anlayamadım... Konu edilen tarihi kişiler, olaylar kısa kısa anlatılmış, hani o bölüm ilginizi çok çekmese de kolaylıkla okuyorsunuz... Denemeler şöyle; Vasco Nunez de Balboa'nın Büyük O…

MİNE SÖĞÜT - Kırmızı Zaman

Resim
Mine Söğüt'ün gazetede yazdığı makalelerini okumuşluğum vardı ama kitaplarından birini ilk kez okuyorum... bu kitabı alalı çok oluyor, iki kere de elime alıp ilk sayfadan öteye gidemediğim için öylece kaldı ve ne okumaya hevesim ne de iyi çıkacağına ilişkin bir umudum vardı açıkçası... ne büyük bir yanılgı!! nasıl güzel bir romanmış meğer anlatamam... bir gecede okudum, çok sevdim ve beklettiğime çok hayıflandım...
Küçük hasta bir kız (Hüsran), gizemli bir balıkçı (Zaman Dayı), meczup bir deli (Halat Niyazi) ve babasını arayan delikanlının (Botan) İstanbul'un dehlizleriyle ilişkilendirdiği hikayelerini anlatıyor, hepsi birbirinden farklı, garip, çoğu zaman ölüme dair, biraz büyülü öyküler bunlar... birbirleriyle alakasız gibi görünseler de bir şekilde buluşup bir bütünlüğe varıyorlar... 

İlk başta insan çocuğuna niye Hüsran ismini koyar ki diye aklımdan geçirip gerçekle masalın birbirine karıştığı bu romana kapılıp gittim, size de hararetle öneririm...
Yazar: Mine Söğüt Sayfa S…

MO YAN - Yaşam ve Ölüm Yorgunu

Resim
Mo Yan'ı Nobel alınca fark ettim (ki Nobel'i hiç önemsemiyorum çoğu zaman emperyalistlerin propaganda/manipülasyon aracı olarak kullanılıyor), yazarı okumak istedim çünkü Japonları çok seviyorum acaba Çinliler nasıldır ki diye merak ettim... bu romanı ise arka kapak açıklaması ilgimi çektiği için seçtim...
Konuya dair bir şey yazmayacağım aşağıdaki arka kapak açıklaması yeteri kadar anlatıyor... yazarın dili iyi, kitap rahat okunuyor, akıcı, çevirisi mükemmel... 350-400 sayfayı çok hızlı ve hoşuma giderek okudum, hikaye çok ilgimi çekti ama başladığı hızla da ilgimi yitirdim... bu sayfalardan itibaren domuz bölümü başlıyor, bu reenkarnasyon işleri bir rutine binmiş hep aynı şeyler anlatılıyor (ki farklı hayvanlar olsa da farklı dönemde yaşasalar da sanki hep aynı tonda anlatıyordu), hikaye yerinde sayıyor gibi geldi bana... ayrıca bu bölümde anlatılanları da pek sevemedim, köpekten itibaren biraz daha hareketlendi ama başlangıçtaki okuma hızım ve zevkime bir daha kavuşamadım…

SONER YALÇIN - SAKLI SEÇİLMİŞLER

Resim
Bu Soner Yalçın araştırması Ocak ayında yayımlandı, emperyalistler/çok uluslu şirketler/ultra zengin oligark aileler (kirli asalet) tarafından tüm dünyada uygulanan gıda terörü/biyolojik savaşı anlatıyor...
''Bugün küresel güçler... Gıdaya egemen oldular. Buğdayın genetiğini değiştirdiler. Pirincin soyanın vb. genetiğini değiştirdiler. Tavuğu tavukluktan, sığırı sığırlıktan, balığı balıklıktan çıkardılar. Neredeyse tüm yiyecekleri katkı maddeleri ile doldurdular. Köyleri-üreticileri ezdiler. Üretim yapmalarının önüne geçtiler. İnsanoğlunu endüstriyel gıdaya mahkum ettiler, beslenme biçimini değiştirdiler. Okudunuz: Tohumda küresel güçlere mecbur bırakıldık. Gübrede, ilaçta onlara mecbur bırakıldık. Kimyasalların hammaddesi petrolde onlara mecbur bırakıldık. Mazotta, elektrikte onlara mecbur bırakıldık. Endüstriyel yiyeceklerle hastalıklara maruz bırakıldık. Şeker gibi haz veren katkı maddeleriyle beyni öldürdüler. Kanser yaptılar, kısır ettiler. İlaca bağımlı yaptılar. Bir yanda açlığı, diğe…

MEHMET EROĞLU - Issızlığın Ortası

Resim
Mehmet Eroğlu kitaplarına geç başlayanlardanım, öncesinde yalnızca Zamanın Manzarası'nı okumuş ve çok beğenmiştim. Bu, yazarın ilk romanı 1979'da Milliyet Roman ödülünü (sonrasında iki ödül daha) almasına rağmen 12 Eylül yönetimince yasaklandığı için ancak 1984 yılında basılabilmiş...
1971-1975 yılları arasını geri dönüşlerle anlatan yazarın muhteşem bir dili var, roman o kadar sürükleyiciydi ki elimden bırakamadan okudum... hikaye Kıbrıs Savaşından dönen Ayhan'ın geçmişiyle hesaplaşması ile bugününü sürüklemesi arasında gidip geliyor... Ayhan'ın çocukluğunda ailesi ile yaşadığı sorunlar, okul arkadaşlarını bir anlamda ailesinin yerine koyması, marazi bir cinsellik, sosyalist hareket içindeki faaliyetler, ihanetler, hapisler, işkenceler ve her şeyin üzerine tuz biber eken savaşı da ekleyince ruh sağlığı tarumar olan genç bir adamın dramını ve bir ülkenin hallerini okuyoruz...
Konuyu bu kadar dümdüz yazınca klasik bir dönem romanı gibi duruyor ama fevkalade değişik anl…

URSULA K. LE GUIN - Karanlığın Sol Eli

Resim
Geçen hafta Pera Palas'ta Algan Sezgintüredi'nin söyleşisine katıldım Sezgintüredi bu kitaptan övgüyle bahsetti, benimde kitaplığımda epeydir bekliyor, okuma sırası geldi diye düşündüm... Le Guin'in ölümüne denk gelmesi ise garip bir tesadüf oldu (çok sevdiğim bir yazardır bu okuduğum 12. kitabı, ruhu şad olsun)...
Bu kitaba gelirsek; yazar bir çok konuyu bir arada anlatmaya çalışmış, her bir bölümü üzerinde düşünerek, irdeleyerek okuyacağınız bir roman olmuş ama ben fazla sorgulamadan hızlıca okudum, çünkü romanı pek sevemedim... bazı bölümlerini beğendim, bir kısmında sıkıldım, androjen insanları hiç anlatıldığı gibi göremedim hepsi bana erkek gibi geldi velhasıl diğer kitaplarında yaşadığım memnuniyet duygusunu bu romanda bulamadım... kış mevsimini sevdiğim için gezegen hoşuma gitti, Elçi ile Karhideli Estraven'in yaptığı uzun ve zorlu buzul yolculuğu en sevdiğim kısım oldu...
Değişik bir kitaptı, yazardan hiç okumadıysanız bununla başlamanızı önermem ama yazarı tan…