Kayıtlar

Kasım, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SERAY ŞAHİNER - KUL

Resim
Seray Şahiner'den yaklaşık on yıl önce Gelin Başı'nı okumuş ve çok sevmiştim ama yazar daha çok öykü yazdığı için bir başka kitabını okumaya da yeltenmemiştim... bu kitabı görünce -roman olarak da etiketlemişler- bir bakayım dedim... gerçi roman konusuna pek katılamadım uzun öykü daha doğru olur, ayrıca belli sayfa sayısına ulaşsın diye bazı konular gereksiz uzatılmış (Yasin suresinin türkçe tercümesi gibi)... fakat türü ne olursa olsun kitabı çok sevdim, yazarın esprili bir dili var, günümüzün popüler konuları: diyet, sağlıklı beslenme, moda, mutluluk sırları gibi konulara ince ince giydiriyor çok beğendim...
Apartmanların merdivenlerini silen Mercan, uzun yıllardır çocuk özlemi içindedir, ipsiz sapsız kocası da kendisini terk edince yalnız başına kalır ve ne yapacağını bilemez... kocası dönsün, çocuk sahibi olsun diye İstanbul'daki birçok cami, kilise, cemevi, yatır vs. gezmediği yer, adamadığı adak kalmaz...
Sadece Mercan, Kirpinin Zarafeti romanındaki kapıcı kadın gibi …

IRIS MURDOCH - Rüya Sakinleri

Resim
Iris Murdoch (1919-1999) İrlandalı yazar ve filozof, dilimize çevrilmiş çok sayıda eseri var ve ben de epeydir okumak istiyordum... okuma zevkimizin benzeştiğini düşündüğüm blogger arkadaşım Eren O.'nun blogunda Murdoch'un bu kitapta dahil bir çok eserinin tanıtımını görünce okumaya karar verdim... internette arattığınızda da herkesin çok sevdiği bir yazar olarak gözüküyor... ve maalesef ben buraya dahil olamadım, nedenini pek çıkaramasam da romanı sevemedim bir türlü...
Yazar, aynı zamanda filozof da olduğu için roman boyunca felsefi çıkarsamalar yapıyor, zaten tüm eserlerinde ana konu karmaşık aşk ilişkileri ve din imiş... bu roman bağlamında din konusunda söylediklerine bir diyeceğim yok ama aşk ilişkileri bana çok komik geldi, felsefi olarak incelenecek diye kurguyu bu kadar zorlamak gerekiyor mu bilemiyorum...
Aşağıya eklediğim arka kapak açıklaması çok ayrıntılı ayrıca bir şey yazmayacağım, rahat okunuyor, ben sevemediğim için olması gerekenden biraz daha uzun süreye ok…

MARC ELSBERG - ZERO

Resim
Marc Elsberg; 1967 Viyana doğumlu, endüstri tasarımı bölümünden mezun, önceleri reklamcılık sektöründe çalışan, 2000 yılından itibaren edebiyat dünyasında eserler veren bir yazar... ben daha önce ''Kesinti'' adlı romanını okumuş ve çok beğenmiştim, gerçekçi ve açıklayıcıydı... dolayısıyla ZERO'yu da görünce hemen okumak istedim, ilk sebep yazarı sevmemdi ikinci sebep ise konunun dijital dünyada geçmesiydi... ben bu romandaki ZERO gibi sosyal medyanın, mahremiyeti ihlal ve insanları manipüle ettiğini düşünenlerdenim ''Arama motorlarının her zaman sonuçları manipüle ettikleri iddia edildi'' diye açıkladı Chadler ''Hatta Google, Avrupa Birliği tarafınca, milyar değerinde ceza ödeme tehdidiyle karşı karşıya. Ama asıl soru, manipülasyonun nereden başladığı''(syf:176)
Kitapta anlatılanlar bizim bildiklerimizin bir ileri versiyonu gibi ama yazar romanın başında bunların hepsinin uygulamaya konulduğunu söylüyor, yaygınlaşması an meselesi sad…

MİHAİL BULGAKOV - GENÇ BİR DOKTORUN ANILARI

Resim
Bu kitabı aldıktan kısa süre sonra bir dizisi olduğunu ve benim bir bölümünü izleyip hiç sevmediğimi (Harry Potter'i de canlandıran oyuncu bu dizide hiç olmamıştı) fark ettim... hal böyle olunca kitap öylece kaldı okumaya da hiç niyetim yoktu... bu sefer yeni aldığım kitapları yerleştirirken gördüm ve acaba nasıldır ki diye düşünüp bir kaç sayfa okuyayım bari dedim... VEEE nasıl güzel bir kitapmış anlatamam, bayıldım bayıldım... üstelik birbirini takip eden 9 öyküden oluşuyor, elimden bırakamadan okudum iki gece de bitti...
Mihail Bulgakov'da bir hekim ve bu kitap, muhtemelen kendi anılarından yola çıkarak yazdığı öykülerin (1925-1927 yılları arasında çeşitli dergilerde tefrika edilmiş) bir araya getirilmiş halinden oluşuyor... tıp fakültesini dereceyle bitirmiş bir doktorun ücra bir yerdeki hastahaneye atanıp, tüm tecrübesizliğiyle her türlü hastalık, cerrahi operasyonlar ve doğum gibi akla gelebilecek vak'a ile uğraşmasını anlatıyor... ben çok sevdim size de şiddetle öne…

MİNE G. KIRIKKANAT - PARİS

Resim
Bu kitap M. Kırıkkanat'ın çeşitli tarihlerde yazdığı kırkbeş makaleden oluşuyor, ben hatırat olarak etiketledim, kitabın üzerinde yolculuklar/izlenimler yazıyor ama bu yazılar, kültür-sanat, siyasi, gezi, anı şeklinde de sınıflandırılabilir... Paris'in şehir olarak anlatımının yanısıra, yazarlar, şairler, film yıldızları, politikacılar gibi tarihe iz bırakmış bir çok kişiden bahsediyor, sık sık İstanbul ile karşılaştırma yapıyor ve keyifle sizi peşiden sürüklüyor...
Mine Kırıkkanat'ın muhteşem anlatımıyla çok sevdiğim bir kitap oldu, size de hararetle öneririm...
Yazar: Mine G. Kırıkkanat Sayfa Sayısı: 180 Basım Yılı: 2017 (3. Baskı) Yayınevi: Kırmızı Kedi
“Büyük kentler insan gibidir. Mangal gibi yürek ister onları sevmek için. İğrençlik ve güzellikleri, cücelik ve yücelikleriyle kucaklamak gerekir. Sabahları Paris’te uyanmak heyecan vericidir. Gözünüzün kucaklamaya yetmediği koca kent, dev bir dizelin muhteşem temposuyla homurdanmaktadır. Gece düşen nabız, sabah beşe doğru g…

NERMİN YILDIRIM - DOKUNMADAN

Resim
Yukarıda Tüyap Kitap fuarından aldığım kitapları görüyorsunuz, diğerlerinde de aklım kaldı ama ancak bu kadarını taşıyabildim:))
Gelelim Dokunmadan'a; Nermin Yıldırım'ı seviyorum (bu okuduğum 3. kitabı) ama bu roman için ne söyleyeceğimi pek bilemiyorum... İlk 100 sayfa iyiydi (hatta beşik kertmesi muhabbeti mükemmeldi), nasıl ki hikaye Memleketimin Hallerine evrildi, bütün ilgimi kaybettim... akıcı bir kitaptı o yüzden sonuna kadar okumak zor olmadı ama keşke yazar sadece Adalet'in hikayesini anlatsaydı, ülkede yaşananları konu edeceğim diye şehirden şehire dolaştırıp romanı gereksiz uzatmasaydı sevebilirdim... maalesef bu da bana uymayan kitaplar arasına girdi...
Yazar: Nermin Yıldırım Sayfa Sayısı: 320 Basım Yılı: 2017 (6. Baskı) Yayınevi: Hep Kitap
Adalet, yirmi dokuz yaşında genç bir kadın. Hayata ve insanlara dokunmadan, ne mutlu ne mutsuz, öylesine yaşayıp gitmektedir. Ta ki doktoru, ölümcül bir hastalığa yakalandığını söyleyene dek... Hastalığı için kendini suçlayan Ad…

NATSUKI IKEZAWA - Ağabeyine Çiçek Taşıyan Kız

Resim
Yine bir Japon yazarla devam ediyorum daha önceden tanımadığım ama ülkesinin önde gelen yazarlarındanmış, özgeçmişi şöyle; (Gerçek adı Natsuki Fukunaga) 1945’te Japonya’nın kuzeyindeki Hokkaido Adası’nda dünyaya geldi. Babası ünlü romancı, şair, çevirmen, Fransız edebiyatı araştırmacısı Takehiko Fukunaga; annesi ise şair Akiko Harajō’dur. Anne ve babasının boşanmalarından sonra, annesiyle 1950’de Tokyo’ya yerleşti. Çocuk yaşta bu “göç”le başlayan “göçmen” yaşam tarzı Yunanistan, Fransa, Okinawa Adası gibi farklı yerlerdeki ikametleri ve dünyanın çeşitli yerlerine seyahatleriyle sürdü; yazarın hiçbir zaman yerleşik, sabit bir hayatı olmadı. Natsuki 1968’de üniversitedeki fizik eğitimini yarıda bırakarak çevirmenliğe yöneldi. Kurt Vonnegut, Jack Kerouac, Gerald Durrell, Richard Brautigan, James Herriot, John Updike, Antoine de Saint-Exupéry ve E. M. Forster gibi yazarların birçok eserini Japoncaya çevirdi. Çeviriyle başladığı yazı hayatını öykü ve roman yazarlığıyla kaynaştırarak sürdürd…