Kayıtlar

Ocak, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ANTHONY DOERR - GÖREMEDİĞİMİZ TÜM IŞIKLAR

Resim
Bu, Amerikalı bir yazar tarafından yazılmış bol ödüllü bir II. Dünya Savaşı romanı... Alman, öksüz, dahi çocuk Werner ve Fransız, kör, küçük kız Marie-Laure üzerinden dokunaklı bir hikaye anlatılıyor... çocukların 6-10 yaşlarından başlıyor 16-18 yaşlarında bitiyor ve konu geri dönüşlerle işleniyor... önce Werner ve Marie-Laure’nin savaş öncesindeki yaşamları, beklentileri ile hikayeye başlıyor, savaş sırasında başlarına gelenler ve 1944’de St. Malo’da rastlaşmalarına kadar getiriyor...
Hem karakterleri hem de hikayeyi çok beğendim, çok akıcı, ilgi çekici ve dokunaklıydı... savaş bu iki çocuğun üzerine çöktü, çok şey kaybettiler, başlarına gelenler sarsıcıydı her ikisi için de üzüldüm ama işgalci taraf olmasına rağmen Werner için daha çok üzüldüm... sonuçta merakla, severek okuduğum bir roman oldu size de öneririm...
Yazar: Anthony Doerr
Çevirmen : Handan Ünlü Haktanır Sayfa Sayısı : 576 Basım Yılı : 2015 Yayınevi : Koridor
Marie-Laure, bir müzede kilit ustası olan babasıyla birlikte Paris&#…

YAŞAR KEMAL - ÇIPLAK DENİZ ÇIPLAK ADA

Resim
Bir Ada Hikayesi 4
Serinin son kitabını nihayet okuyabildim... aşağıya diğer kitaplarla ilgili yorumlarımı ekliyorum orada yazdıklarıma ilave edeceğim bir şey yok...  ben tüm kitapları beraber aldığım için hepsini okudum ama bence bu seri ikinci kitapta bitirilse idi mükemmel olurdu, son ikisi tamamen tekrar olmuş... bu dörtlemenin ilk ikisini mutlaka okuyun, diğerleri kalırsa da fazla dert etmeyin...

Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana (1. Kitap) Karıncanın Su İçtiği (2. Kitap)
Tanyeri Horozları (3. Kitap)
Yazar:  Yaşar Kemal   Sayfa Sayısı : 272 Basım Yılı : 2012 Yayınevi : YKY
Yaşar Kemal Bir Ada Hikayesi'ni tamamladı! 
Yaşar Kemal'in "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana" romanı ile başlayan, "Karıncanın Su İçtiği" ve "Tanyeri Horozları" kitaplarıyla devam eden Bir Ada Hikayesi dörtlemesi, son kitabı "Çıplak Deniz Çıplak Ada" ile tamamlandı.

Bir Ada Hikâyesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen …

PHILIP KERR - SESSİZLİĞİN ÖTE YAKASI

Resim
Dedektif Bernie Günther 11
P. Kerr’in bu uzun serisinden daha önce Biri ve Öteki’yi okumuştum, devam etmeyi pek düşünmüyordum ama son çıkan kitabı gördüğümde yazar W. Somerset Maugham’ın (1874-1965)  karakterlerden biri olması ilgimi çekti ve okudum...
Roman gerçek olaylardan yola çıkarak yazılan bir tarihi kurgu... S. Maugham bir süre İngiliz İstihbarat servisinde çalışmış, 1917’de Petrograd’da önemli casusluk faaliyetlerinde bulunmuş, o dönem için sıra dışı yaşam tarzı olan bir kişilik... roman 1956 yılında başlıyor Maugham’a eski bir Nazi tarafından şantaj yapılıyor, Dedektifimiz Bernie’e de orada sahte bir kimlikle gözlerden uzak hayatını sürdürmeye çalışırken şantaj yapan bu Naziyi tanıması nedeniyle kendini olayların ortasında buluyor... konu geri dönüşlerle savaş zamanındaki trajik olayların kurguya katılmasıyla devam ediyor...
Kitap ağırlıkla Soğuk Savaş dönemi İngiliz, Rus ve Doğu Alman istihbarat servislerinin birbirlerini baltalama çabaları ve karşı casusluk faaliyetlerini anl…

MARY DORIA RUSSELL - SERÇE

Resim
Bu kitabı gördüğümde; arka kapak açıklaması ilgimi çekmesine rağmen uzun müddet okumaya cesaret edemedim bunun nedeni ise kapakta yer alan El Greco’nun ParavicinoPortresi (1609) idi... bir hristiyanlık romanı okumak istemiyordum, neyse ki korktuğum olmadı... her ne kadar beni tereddüte sürüklese de bu portre mükemmel bir seçim olmuş tasarımcıyı kutlarım, ana karakter Emilio Sandoz’u hayal ettiğinizde tam da böyle bir görüntü ortaya çıkıyor...
Romanın konusu; Tanrı var mıdır? Varsa Nasıldır? Neden iyi bir şey olduğunda Tanrıya şükrederiz de bir felaket olduğunda onu suçlamayız? benzeri bir sürü soru sorup, cevabını arıyor... sadece yazar bunu edebi bir roman yerine (ki rahatlıkla ve başarıyla yapabilirmiş) bilimkurgu olarak anlatmayı seçmiş... benim tahminim çalışabilecek daha geniş bir alan yaratmak ve kendisi paleo-antropolog olduğu için yabancı bir ırk üzerinde mesleğinin inceliklerini de kullanmak istemesi şeklinde... tüm bunların bir sakıncası yok, ki yazarlar bunu sıklıkla yapıyo…

NIKOLA TESLA - aforizmalar

Resim
VAROLMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI
Nikola Tesla (1856-1943) hayran olduğum bir mucit, elektrofizikçi ve dünyanın tam anlayamadığı mucize bir dahi... bu kısa kitapta aforizmaları yer alıyor, okuyun derim...
Bir kaç yıla kalmadan milletlerin ordu, gemi tüfek; yıkıcı etkisinin ve menzilinin sınırı olmayan çok daha korkunç silahlara gerek duymadan savaşması mümkün olacaktır. Düşman, kendisinden herhangi bir uzaklıkta şehri yok edebilir ve kimse onu durduramaz. Yaklaşan felaketi ve dünyayı cehenneme çevirecek olayları engellemek istiyorsak uçan makinaların ve kablosuz enerji iletiminin hiç gecikmeden geliştirilmesi ve bütün gücüyle kaynaklarını bu işe vakfetmesi için devleti ikna etmeliyiz. Syf:13
Tarihin başlangıcından bu yana gerçekleşen bu en büyük savaştan (II. Dünya Savaşı) yeni bir dünya doğmalıdır –insanlığın fedakarlıklarını haklı çıkaracak bir dünya. Bu yeni dünya da zayıf güçlünün, iyiyse kötünün suiistimaline uğramamalı; fakir zenginin şiddetiyle aşağılanmamalı. Zihnin yaratımları, bi…

ŞÜKRAN YİĞİT - ÇaTIKaTI aŞIKLaRI

Resim
Bu kitabı blogger arkadaşımız Kitap Sesleri’nden öğrendim, yazarı hiç duymamıştım ama konusu cazip geldi ve okudum...
Altmış yaşlarında, kitap/kırtasiye dükkanı olan yalnız bir kadının (Süreyya) kendine kiracı araması ile başlıyor roman, dükkanına astığı sıra dışı bir metni olan ilanla bulunan kiracılarda oldukça değişik insanlar (Laden ve Mercan) oluyor tabiatıyla... bunların yanına Süreyya’nın bir tanıdığı olan şiir tutkunu Berrin Hanımın gizemli ve zoraki varlığı da eklenince dördünün de hayat hikayeleri birbirine karışır ve keyifli bir romana sürükleniriz...
Romanı da karakterleri de beğendim, hüzün dozu yüksek bir hikayeydi ama güzeldi... sadece giriş kısmı gereğinden uzun tutulmuş ve çok dolandırılmıştı, sanki yazar konuya bir türlü giremiyor, nasıl başlayacağını bilemiyor gibiydi ama sonrası iyi geldi... ben yeni bir yazarla ve güzel bir romanla tanışmış oldum, size de öneririm...
Yazar:  Şükran Yiğit
Sayfa Sayısı : 252 Basım Yılı : 2015(3.Baskı) 2008(1. Baskı) Yayınevi : İletişim
Y…

ERICH SCHEURMANN - Göğü Delen Adam

Resim
Erich Scheurmann (1878-1957), Samoa’lı bir kabile reisi olan Tuiavii’nin 19. Yüzyıl Avrupasına dair görüşlerini içeren bu notları 1920 yılında Almancaya çevirerek bastırmış ve kitap büyük ilgi görmüş, aynı şekilde ülkemizde de oldukça seviliyor...
Tuiavii; kendi koyduğu kuralların, kendi yarattığı şeylerin kölesi olan ve çoğu zamanda bu nedenle mutsuz olan Avrupa insanını kendi açısından betimliyor...  bazı saptamalarını sevdim ama onbeş- yirmi sayfadan sonra sıkılmaya başladım ve bu kadar kısa bir kitap için çok zaman harcadım... velhasıl bu kitap bana uymadı ve okumasam da olurmuş diye düşünüyorum...
Yazar: Erich Scheurmann Çevirmen : Levent Tayla Sayfa Sayısı : 112 Basım Yılı : 2014(12. Baskı) 1988 (İlk Baskı) Yayınevi : Ayrıntı
Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse "göğü delen" anlamına gelir.

Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çık…

GERALD MESSADIE - Gül ve Zambak

Resim
YILDIZLARIN JEANNE’I I. KİTAP

İthaki bu seriyi kitap fuarında çok düşük bir fiyata satıyordu ilk dikkatimi çeken o oldu, arka kapak açıklamasını çok beğendim hadi alayım dedim ama ne yazarı tanıdığım ne de seriyi bildiğim için üç kitabı birden almaya cesaret edemedim (parasal olarak yekün tutmasa bile eğer kötü çıkarsa kitaplığımı dolduruyor), diğer kitaplar ‘’Kurtların Yargısı’’ ve ‘’Amerikan Çiçeği’’ni bıraktım... ve büyük bir hata olmuş çünkü ilk kitabı çok beğendim şimdi diğerlerini bulup almam gerek, komik oldu biraz...
1931 Kahire doğumlu olan yazarın konusunu tarihten alan çok sayıda eseri var, bu romanda 1450 yılında Kral VII. Charles döneminde geçiyor... konunun detayına girmeyeceğim tanıtımda çok iyi anlatılıyor... 15 yaşındaki köylü kızı Jeanne’in her şeyini kaybettikten sonra Paris’e gelip aklı, çalışkanlığı, becerikliliği sayesinde biraz da şansının yaver gitmesiyle başarılı bir genç kadın haline gelmesini anlatıyor... tabii o dönem Fransa’sındaki kraliyet, kilise, ünivers…