Kayıtlar

2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

MİHAİL BULGAKOV - ÖLÜMCÜL YUMURTALAR

Resim
Bu seneki en büyük keşfim Mihail Bulgakov oldu (çok geç kalmışım o ayrı konu) hem ilk okuduğum Genç Bir Doktorun Anıları'nı hem de bu kitabı çok sevdim...
Arka kapak açıklamasında görüldüğü üzere bir bilim adamının bulduğu bir ''kızıl'' ışın doğru düzgün araştırılıp incelenmeden ''emirle'' uygulamaya konulur ve felaket başlar... konu Stalin dönemi Sovyetler Birliği'nde geçtiği ve davanın seyrine bakıldığında ciddi bir sistem eleştirisi olduğu görülüyor...
Seneyi sevdiğim bir kitapla kapattığıma memnunum, yeni yılda da Bulgakov okumaya devam edeceğim size de hararetle öneririm... 
Herkese sağlıklı, mutlu, bol okumalı bir yıl diliyorum... 
Yazar: Mihail Bulgakov
Çevirmen: Tuğba Bolat Sayfa Sayısı: 124 Basım Yılı: 2017 (4. Baskı) 2015 (1. Baskı) Yayınevi: T. İş Bankası
1917 Rus Devrimi'ni izleyen çalkantılı yıllar yeni bir Sovyet gerçekliğini ortaya koyarken, dâhi zooloji profesörü Persikov da canlı organizmaların üreme hızlarını artıran ve onları de…

HWANG SOK-yong - PRENSES BARİ

Resim
Bu kitabı Koreli bir yazar olduğu için almıştım, değişik ülke yazarlarından okumak istiyorum... arka kapağı okuyunca da herhalde fantastik bir kitap diye düşünmüştüm ama pek öyle değil, fantastik öğeler barındırıyor daha doğru bir tanım...
Bari özel yeteneklere sahip biri, bir tür Şaman, ölmüş insanların ruhları ile irtibata geçebiliyor, insanların geçmişini görebiliyor vs., yazar Bari ile insanoğlunun kötülüğünü sorguluyor... asıl konu ise Kore gibi, Pakistan, Afganistan vb. gibi ülkelerin emperyalizm, savaş, kıtlık, kötü yönetim vs nedenlerle perişan olmaları ve halklarının Batı ülkelerine (İngiltere'ye) yasadışı yollardan gidip orada tutunma çabalarından oluşuyor...
Yazarın özgeçmişi etkileyici, Kore edebiyatının büyük ismi deniyor o yüzden çarpıcı bir roman bekliyordum maalesef bulamadım, oldukça sıradan geldi... çok rahat okunuyor, sürükleyici bir kitap ama okumasam da olurmuş...
Not: Yine son okumalar yapılmamış, harf hataları var ve arka kapakta bebeği ormana babasının bıra…

SABAHATTİN ALİ - Kuyucaklı Yusuf

Resim
Sabahattin Ali'nin muhteşem eseri Kuyucaklı Yusuf bu yıl 80 yaşında... bu ölümsüz eseri ikinci kez okuyorum ve sekseninci yaşına denk gelmesine de ayrıca sevindim... bir büyük yazar ve yüreğinize dokunan eserini kaçırmayın mutlaka okuyun...
Yazar: Sabahattin Ali Sayfa Sayısı: 222 Basım Yılı: 2013 (54. Baskı) 1999 (1. Baskı) Yayınevi: YKY
"Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf'un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olmayacağını sanıyordu."
Kuyucaklı Yusuf Türk edebiyatının belki de en romantik kahramanıdır. Hayatın ve insanların zalimliği karşısındaki naif duruşu ile bir yandan trajik bir sona ilerlerken, bir yandan …

AMIN MAALOUF - Béatrice'ten Sonra Birinci Yüzyıl

Resim
2000 yılından beri Amin Maalouf okuyorum bu sekizincisi ve ben bu kitabı nasıl kaçırmışım inanamadım... İlk cümlesinden itibaren beni o kadar sarıp sarmaladı ve o kadar çok sevdim ki durmadan aklımda dönüp duran ben nasıl kaçırmışım bu kitabı cümlesi oldu... neyse geç olsun güç olmasın ama nasıl kaçırmışım hayret??
Şimdi gelelim konuya; hayvanlar üzerinde yapılan bir çalışma sonucunda erkek cinsinden üremeyi artıran bir madde bulunuyor, bunun insanlarda da etkin olduğu saptanıyor ama proje sonlandırılıp, araştırma grubu dağıtılıyor, fakat gruptan uyanık bir bilim adamı gizli olarak bu maddeyi üretip yine bir kamuflajlı isimle piyasaya sürüyor... ee neredeyse tüm toplumların (özellikle de doğu ve az gelişmiş ülkelerin) arayıp da bulamadığı şey: erkek çocuk garantisi... belli bir süre durum anlaşılamıyor, sonrasında bir böcek bilimci ile sevgilisi kadın gazeteci olayı ortaya çıkarıyorlar ama nasılsa nüfusu çok fazla olan ülkelerde görülüyor daha iyi ya nüfusları biraz azalır, dünya da r…

IAN McEWAN - Fındık Kabuğu

Resim
Ian McEwan sevdiğim bir yazar(dı), bu okuduğum 5. kitabı ve sanırım son olacak... çünkü hiç sevmedim, bana çok gereksiz geldi, hatta başında bırakacaktım da sayfa sayısı çok az olduğu için bari bitireyim dedim, işte böyle...
Yazar: Ian McEwan Çevirmen: İlknur Özdemir Sayfa Sayısı: 152 Basım Yılı: 2017 Yayınevi: YKY Edebiyat tarihinin en genç Hamlet’i babasının katline engel olmaya çalışırken pek bilindik bir varoluş krizine düşer: Olmak ya da olmamak! Hamileliğinin son aşamasındaki Trudy, ihanet ettiği kocası John’u kafasının karışık olduğu bahanesiyle evlerinden uzaklaştırdıktan sonra son derece sığ, çıkarcı ve bayağı kayınbiraderi Claude’la yaşamaya başlar. Trudy ve Claude, John’a ait paha biçilemez eve konmak için planlar yaparlar. Fakat bu kumpası ilk aşamasından beri takip eden bir kulak misafirleri vardır: Trudy’nin rahminde, kendisini bekleyen geleceğe doğup doğmama konusundaki kararını henüz verememiş bir fetüs. Ünlü İngiliz yazar Ian McEwan’ın anlatıcılığını bir fetüse yaptırdığı,…

GOLIARDA SAPIENZA - MUTLULUK SANATI

Resim
Kafka Yayınevi, Epsilon'un edebi eserleri yayımladığı ikinci markası gibi duruyor, bastıkları eserler güzel, birde yazarın özgeçmişini (tabii çevirmenin de) kitaba eklemeyi başarsalar mükemmel olacak... dolayısıyla ülkemizde pek bilinmeyen yazarın özgeçmişini ben bulmak zorunda kaldım (ki internette yazara dair tek türkçe kayıt yok) toparlayabildiklerimi aşağıya yazıyorum... 

Goliarda Sapienza 1924 Katanya (Sicilya) doğumlu, ismini kendi doğmadan önce ölen ağabeyinden (Goliardo) alıyor. Annesi Maria Giudice tanınmış bir sosyalist ve gazeteci, babası Giuseppe Sapienza sosyalist bir avukat. Kızlarını faşist müfredattan korumak için okula göndermeyip evde politik ve entelektüel bir eğitim veriyorlar, piyano çalmayı öğreniyor ve 16 yaşında Roma'daki Reale Accademia d'Arte Drammatica'da tiyatro eğitimine başlıyor ama bir kaç yıl sonra bırakıyor. Babasıyla birlikte faşistlere karşı direnişte bulunuyor. İki kez intihara teşebbüs ediyor, elektroşok tedavisi görüyor, hapse giriy…

PETER ACKROYD - Doktor Dee'nin Evi

Resim
Şimdi nereden başlasam, nasıl anlatsam? Bu kitap hiç aklımda yoktu, yeniden açıldığı için sevinçlere gark olduğum YKY Kitabevine (nasıl bir çorak iklimde yaşıyorsak bir kitabevi açıldı diye geldiğimiz duruma bakın!!) gidince orada gördüm ve aldım... yazardan daha önce okumamıştım ama İngiliz yazarları severim, konu ilginç görünüyordu iyi çıkacak diye düşündüm...
Yazar; 16. yüzyılda yaşayan Dr. John Dee (1527-1609; İngiliz matematikçi, astronom, astrolog, okült, seyir, emperyalist, ve yazar. Dee, Kraliçe I. Elizabeth'in danışmanlığı yapmış, hayatını simya, kehanet ve Hermetik felsefeye adamıştır. Dee hayatının son otuz yılını, ruhani varlıklar ile iletişime geçerek, yaratılışın evrensel dili ve kıyamet bilgilerini edinmeye adamıştır. Vikipedi) ve Londra'yı merkeze yerleştiren bir hikaye kurgulamış ve romanın bir kısmı Dr. Dee ile 16. yüzyılda; diğer bölümü ise British Museum'da çalışan, pek fazla arkadaşı olmayan, ebeveynleri ile soğuk bir ilişki sürdüren ve babasının ölümü…

SALMAN RUSHDIE - UTANÇ

Resim
Salman Rushdie, eserleri okunmadan kendisine en çok kara çalınan yazar olarak biliniyor... bende Utanç romanına, okuduğum başka bir kitapta (yüksek ihtimal Murakami'lerden birinde) rastlayana kadar hiçbir kitabını okumamıştım... ve yine bir büyük yazar için çok geç kalmış olduğumu görüyorum, hem yazarı hem de bu romanı çok beğendim mükemmeldi...
Roman 1983 yılında yazılmış, bir yandan siyasi, bir yandan da binbir gece masallarına benzer bir hali var... yazarın tarzı oldukça değişik (acaba tüm romanlarında aynı şekilde mi diye merak ettim), masala benzer hikayesini anlatırken araya girip kısa bölümler halinde kendi düşüncelerini (ki burada Pakistan ve siyasi tarihini) okuyucuya aktarıyor ''Gerçek hayat malzemeleri nasıl da zorlayıcı bir hal alabilir! -Mesela (.......) Belucistan'daki soykırımdan; ya da yurtdışında lisansüstü eğitim için verilen burslarda fanatik Cemaat Partisi üyelerinin kayırılmasından; ya da sariyi müstehcen bir giysi ilan etme girişiminden; ya da sırf…

SERAY ŞAHİNER - KUL

Resim
Seray Şahiner'den yaklaşık on yıl önce Gelin Başı'nı okumuş ve çok sevmiştim ama yazar daha çok öykü yazdığı için bir başka kitabını okumaya da yeltenmemiştim... bu kitabı görünce -roman olarak da etiketlemişler- bir bakayım dedim... gerçi roman konusuna pek katılamadım uzun öykü daha doğru olur, ayrıca belli sayfa sayısına ulaşsın diye bazı konular gereksiz uzatılmış (Yasin suresinin türkçe tercümesi gibi)... fakat türü ne olursa olsun kitabı çok sevdim, yazarın esprili bir dili var, günümüzün popüler konuları: diyet, sağlıklı beslenme, moda, mutluluk sırları gibi konulara ince ince giydiriyor çok beğendim...
Apartmanların merdivenlerini silen Mercan, uzun yıllardır çocuk özlemi içindedir, ipsiz sapsız kocası da kendisini terk edince yalnız başına kalır ve ne yapacağını bilemez... kocası dönsün, çocuk sahibi olsun diye İstanbul'daki birçok cami, kilise, cemevi, yatır vs. gezmediği yer, adamadığı adak kalmaz...
Sadece Mercan, Kirpinin Zarafeti romanındaki kapıcı kadın gibi …

IRIS MURDOCH - Rüya Sakinleri

Resim
Iris Murdoch (1919-1999) İrlandalı yazar ve filozof, dilimize çevrilmiş çok sayıda eseri var ve ben de epeydir okumak istiyordum... okuma zevkimizin benzeştiğini düşündüğüm blogger arkadaşım Eren O.'nun blogunda Murdoch'un bu kitapta dahil bir çok eserinin tanıtımını görünce okumaya karar verdim... internette arattığınızda da herkesin çok sevdiği bir yazar olarak gözüküyor... ve maalesef ben buraya dahil olamadım, nedenini pek çıkaramasam da romanı sevemedim bir türlü...
Yazar, aynı zamanda filozof da olduğu için roman boyunca felsefi çıkarsamalar yapıyor, zaten tüm eserlerinde ana konu karmaşık aşk ilişkileri ve din imiş... bu roman bağlamında din konusunda söylediklerine bir diyeceğim yok ama aşk ilişkileri bana çok komik geldi, felsefi olarak incelenecek diye kurguyu bu kadar zorlamak gerekiyor mu bilemiyorum...
Aşağıya eklediğim arka kapak açıklaması çok ayrıntılı ayrıca bir şey yazmayacağım, rahat okunuyor, ben sevemediğim için olması gerekenden biraz daha uzun süreye ok…

MARC ELSBERG - ZERO

Resim
Marc Elsberg; 1967 Viyana doğumlu, endüstri tasarımı bölümünden mezun, önceleri reklamcılık sektöründe çalışan, 2000 yılından itibaren edebiyat dünyasında eserler veren bir yazar... ben daha önce ''Kesinti'' adlı romanını okumuş ve çok beğenmiştim, gerçekçi ve açıklayıcıydı... dolayısıyla ZERO'yu da görünce hemen okumak istedim, ilk sebep yazarı sevmemdi ikinci sebep ise konunun dijital dünyada geçmesiydi... ben bu romandaki ZERO gibi sosyal medyanın, mahremiyeti ihlal ve insanları manipüle ettiğini düşünenlerdenim ''Arama motorlarının her zaman sonuçları manipüle ettikleri iddia edildi'' diye açıkladı Chadler ''Hatta Google, Avrupa Birliği tarafınca, milyar değerinde ceza ödeme tehdidiyle karşı karşıya. Ama asıl soru, manipülasyonun nereden başladığı''(syf:176)
Kitapta anlatılanlar bizim bildiklerimizin bir ileri versiyonu gibi ama yazar romanın başında bunların hepsinin uygulamaya konulduğunu söylüyor, yaygınlaşması an meselesi sad…

MİHAİL BULGAKOV - GENÇ BİR DOKTORUN ANILARI

Resim
Bu kitabı aldıktan kısa süre sonra bir dizisi olduğunu ve benim bir bölümünü izleyip hiç sevmediğimi (Harry Potter'i de canlandıran oyuncu bu dizide hiç olmamıştı) fark ettim... hal böyle olunca kitap öylece kaldı okumaya da hiç niyetim yoktu... bu sefer yeni aldığım kitapları yerleştirirken gördüm ve acaba nasıldır ki diye düşünüp bir kaç sayfa okuyayım bari dedim... VEEE nasıl güzel bir kitapmış anlatamam, bayıldım bayıldım... üstelik birbirini takip eden 9 öyküden oluşuyor, elimden bırakamadan okudum iki gece de bitti...
Mihail Bulgakov'da bir hekim ve bu kitap, muhtemelen kendi anılarından yola çıkarak yazdığı öykülerin (1925-1927 yılları arasında çeşitli dergilerde tefrika edilmiş) bir araya getirilmiş halinden oluşuyor... tıp fakültesini dereceyle bitirmiş bir doktorun ücra bir yerdeki hastahaneye atanıp, tüm tecrübesizliğiyle her türlü hastalık, cerrahi operasyonlar ve doğum gibi akla gelebilecek vak'a ile uğraşmasını anlatıyor... ben çok sevdim size de şiddetle öne…

MİNE G. KIRIKKANAT - PARİS

Resim
Bu kitap M. Kırıkkanat'ın çeşitli tarihlerde yazdığı kırkbeş makaleden oluşuyor, ben hatırat olarak etiketledim, kitabın üzerinde yolculuklar/izlenimler yazıyor ama bu yazılar, kültür-sanat, siyasi, gezi, anı şeklinde de sınıflandırılabilir... Paris'in şehir olarak anlatımının yanısıra, yazarlar, şairler, film yıldızları, politikacılar gibi tarihe iz bırakmış bir çok kişiden bahsediyor, sık sık İstanbul ile karşılaştırma yapıyor ve keyifle sizi peşiden sürüklüyor...
Mine Kırıkkanat'ın muhteşem anlatımıyla çok sevdiğim bir kitap oldu, size de hararetle öneririm...
Yazar: Mine G. Kırıkkanat Sayfa Sayısı: 180 Basım Yılı: 2017 (3. Baskı) Yayınevi: Kırmızı Kedi
“Büyük kentler insan gibidir. Mangal gibi yürek ister onları sevmek için. İğrençlik ve güzellikleri, cücelik ve yücelikleriyle kucaklamak gerekir. Sabahları Paris’te uyanmak heyecan vericidir. Gözünüzün kucaklamaya yetmediği koca kent, dev bir dizelin muhteşem temposuyla homurdanmaktadır. Gece düşen nabız, sabah beşe doğru g…

NERMİN YILDIRIM - DOKUNMADAN

Resim
Yukarıda Tüyap Kitap fuarından aldığım kitapları görüyorsunuz, diğerlerinde de aklım kaldı ama ancak bu kadarını taşıyabildim:))
Gelelim Dokunmadan'a; Nermin Yıldırım'ı seviyorum (bu okuduğum 3. kitabı) ama bu roman için ne söyleyeceğimi pek bilemiyorum... İlk 100 sayfa iyiydi (hatta beşik kertmesi muhabbeti mükemmeldi), nasıl ki hikaye Memleketimin Hallerine evrildi, bütün ilgimi kaybettim... akıcı bir kitaptı o yüzden sonuna kadar okumak zor olmadı ama keşke yazar sadece Adalet'in hikayesini anlatsaydı, ülkede yaşananları konu edeceğim diye şehirden şehire dolaştırıp romanı gereksiz uzatmasaydı sevebilirdim... maalesef bu da bana uymayan kitaplar arasına girdi...
Yazar: Nermin Yıldırım Sayfa Sayısı: 320 Basım Yılı: 2017 (6. Baskı) Yayınevi: Hep Kitap
Adalet, yirmi dokuz yaşında genç bir kadın. Hayata ve insanlara dokunmadan, ne mutlu ne mutsuz, öylesine yaşayıp gitmektedir. Ta ki doktoru, ölümcül bir hastalığa yakalandığını söyleyene dek... Hastalığı için kendini suçlayan Ad…

NATSUKI IKEZAWA - Ağabeyine Çiçek Taşıyan Kız

Resim
Yine bir Japon yazarla devam ediyorum daha önceden tanımadığım ama ülkesinin önde gelen yazarlarındanmış, özgeçmişi şöyle; (Gerçek adı Natsuki Fukunaga) 1945’te Japonya’nın kuzeyindeki Hokkaido Adası’nda dünyaya geldi. Babası ünlü romancı, şair, çevirmen, Fransız edebiyatı araştırmacısı Takehiko Fukunaga; annesi ise şair Akiko Harajō’dur. Anne ve babasının boşanmalarından sonra, annesiyle 1950’de Tokyo’ya yerleşti. Çocuk yaşta bu “göç”le başlayan “göçmen” yaşam tarzı Yunanistan, Fransa, Okinawa Adası gibi farklı yerlerdeki ikametleri ve dünyanın çeşitli yerlerine seyahatleriyle sürdü; yazarın hiçbir zaman yerleşik, sabit bir hayatı olmadı. Natsuki 1968’de üniversitedeki fizik eğitimini yarıda bırakarak çevirmenliğe yöneldi. Kurt Vonnegut, Jack Kerouac, Gerald Durrell, Richard Brautigan, James Herriot, John Updike, Antoine de Saint-Exupéry ve E. M. Forster gibi yazarların birçok eserini Japoncaya çevirdi. Çeviriyle başladığı yazı hayatını öykü ve roman yazarlığıyla kaynaştırarak sürdürd…